23 Şubat 2018 Cuma

"La casa de Papel" de bittiğine göre geriye yapacak pek bir şey kalmıyor.

Üzerine ne izlesek boş; ilk sezonun ilk dizisinden sonra bir anlamsızlık, bir tatsızlık çöküyor üzerinize..Canınız başka bir şey izlemek istemiyor ve önünüzdeki dört ayı düşünüp panjurlarınızı kapatmayı tercih ediyorsunuz bir süreliğine..
Oğuz Atay'ın  günlük tutmaya başlamasının sebeplerinden biri Sevin dir belki; O'nu dinleyecek kimse kalmamıştır, Sevin gitmiştir..O zaman Selim gibi yazmaya başlayabilir...
Oğuz Atay kadar şanslı değildim hiçbir zaman biri tarafından dinlenme konusunda.Genelde dinleyici ben oldum, suskun, eflatun düşlerle dinlediklerini unutmaya çalışan;"ağzı var dili yok" lardandım hayatımdaki insanlar için.Her dönem bir sorunu mutlaka olan insanları dinlemekten şiştiğimi anladığım taa o ana kadar; sonrası La Boum!.Seksenler sineması-Sophie Marceau..
Eğer evrim devam ediyorsa bir şekilde;kulağımın içine kulak tıkacı istiyorum Darwin Amca'dan.Gerektiği zaman yani; La Boum gelişinden bellidir; büyük patlamaya mahal vermemek için bu tıkaçları kapatabilmeli insan.Ne güzel olurdu; etten,kemikten,kıkırdaktan..ama otomatik, kontrolü sende bir kulak tıkacı .Acayip bir lüks..
Ama lüks peşinde değiliz tabii ki; elimizdekiyle yetinmeyi de öğrendik yıllardır.Madem kulak tıkacımız yok;insanların ağzını da bağlayamayacağız belli ki..Sal gitsin !90 kuşağının en sevdiğim mottosu; "sal gitsin abi!" .Bi salamadık yıllardır  şu hayatı, olayları..akışına bırakalım gitsin.
Öyle yapıyorum bir süredir.Hayat kısa, yaş geçiyor..Belki de bunu yapabildikleri için bizden sonraki nesiller daha uzun yaşayacaklar;kimbilir..
Bu hafta sonu ne izlesek; dediğim anda Berlin'e biçilen rol ve "aşk" geliyor aklıma; her mükemmel planı  altüst edebilecek hormonlu insanlar..
bekle diyorum kendime; hep "daha iyi bir an" olacak sıçramak için..