- - Bu ne kadar daha sürebilir ki ; daha ne kadar
şaşırtabilirsin beni..
- - Sen şaşırmaktan vazgeçmediğin sürece…arabayı
sürerim ben; gidebildiğimiz yere kadar..
İyi geliyor bana bu
yol, bu nem, rüzgar.. Kuzeyden esse de sorun değil; yan yana sıcağız, üşütse de
hemen ısınırız.. Dalgalar az ,dalgaların içi rahat.. sakin bir yağmur, pıtır
pıtır damla sesleri. Daha ne isteriz; belki bir bardak çay; belki bir kadeh
şarap.. Onlar da varsa zulada değmeyin keyfimize..
Müziğin sesini kıstık yağmura hürmetimizden ..Beni dinleyin
diyordu çünkü belli etmek istemese de. Vakti gelmişti susmanın. Uykuyla karışık
, anı kaçırmak istememenin verdiği bir direnç vardı göz kapaklarında. O kadar
çok şeyden bahsetmiştin ki bir süredir.. Tüketeceğinden korkuyordum
anlatacaklarını. Ama her seferinde bambaşka bir hikayeyle geldin oturdun
karşıma. Vapurdaki çay tabağından, en ciddi işlerin arasındaki böğürtlenlere kadar
şaşırarak dinliyordum seni; bitmeyen enerjini, doğru zamanda doğru attığın
adımlarını.. içindeki çocuğu nasıl kontrol ettiğini.. Ama o çocuğu salman ,
bırakman gerektiğini.. Çok şey vardı seninle ilgili aklımda kalan; hala
toparlayıp şu cümlelere sığdıramadığım.
Defterin sayfaları yavaş yavaş açılıyor. O bomboş sayfalar
dolduğunda nerede ve hangi iklimde oluruz bilinmez.. Bildiğim tek şey var ki ; anı
yakalayıp, kendini denizin ve yağmurun sesine bırakmalısın ..Düş bu ya; belki
bir kanyonda gün doğumunu yakalarız gözümüzü açtığımızda.. Yağmur durmuş,
rüzgar bitmiş, tüm ağırlıklarıyla sırtımızdaki yüklerden kurtulmuş oluruz belki
bahar geldiğinde.
..ve hatta,
Uykusuz,yorgun, kaoslu tüm sabahlara inat, aynı yoldan
geçerken tekrar tekrar, gün doğumunun bir başka halini yakalarız seninle belki bir gün ..
kimbilir..
