22 Şubat 2016 Pazartesi

gözümüzün içine içine giren ışıklara, yün atkımızı siper ettiğimiz günlerdi..

-       -    Bu ne kadar daha sürebilir ki ; daha ne kadar şaşırtabilirsin  beni..

-        -   Sen şaşırmaktan vazgeçmediğin sürece…arabayı sürerim ben; gidebildiğimiz yere kadar..


 İyi geliyor bana bu yol, bu nem, rüzgar.. Kuzeyden esse de sorun değil; yan yana sıcağız, üşütse de hemen ısınırız.. Dalgalar az ,dalgaların içi rahat.. sakin bir yağmur, pıtır pıtır damla sesleri. Daha ne isteriz; belki bir bardak çay; belki bir kadeh şarap.. Onlar da varsa zulada değmeyin keyfimize..
                                              
Müziğin sesini kıstık yağmura hürmetimizden ..Beni dinleyin diyordu çünkü belli etmek istemese de. Vakti gelmişti susmanın. Uykuyla karışık , anı kaçırmak istememenin verdiği bir direnç vardı göz kapaklarında. O kadar çok şeyden bahsetmiştin ki bir süredir.. Tüketeceğinden korkuyordum anlatacaklarını. Ama her seferinde bambaşka bir hikayeyle geldin oturdun karşıma. Vapurdaki çay tabağından, en ciddi işlerin arasındaki böğürtlenlere kadar şaşırarak dinliyordum seni; bitmeyen enerjini, doğru zamanda doğru attığın adımlarını.. içindeki çocuğu nasıl kontrol ettiğini.. Ama o çocuğu salman , bırakman gerektiğini.. Çok şey vardı seninle ilgili aklımda kalan; hala toparlayıp şu cümlelere sığdıramadığım.


Defterin sayfaları yavaş yavaş açılıyor. O bomboş sayfalar dolduğunda nerede ve hangi iklimde oluruz bilinmez.. Bildiğim tek şey var ki ; anı yakalayıp, kendini denizin ve yağmurun sesine bırakmalısın ..Düş bu ya; belki bir kanyonda gün doğumunu yakalarız gözümüzü açtığımızda.. Yağmur durmuş, rüzgar bitmiş, tüm ağırlıklarıyla sırtımızdaki yüklerden kurtulmuş oluruz belki bahar geldiğinde.

..ve hatta,


Uykusuz,yorgun, kaoslu tüm sabahlara inat, aynı yoldan geçerken tekrar tekrar,  gün doğumunun bir başka halini yakalarız seninle belki bir gün ..

kimbilir..

17 Şubat 2016 Çarşamba

sordum; büyücü değilmiş kendisi

Belli ki şehre bir film gelmişti o akşam.. Açık hava sinemasının uzağından geçip yola devam ettik.. Birlikte izleyeceğimiz daha nice film olsa da acelemiz  olmadığını o da biliyordu. Dümeni çevirmeden dümdüz devam etti. Rüzgar, tüm dikkatleri üzerinde toplamış,   “bana dikkat ediniz” der gibiydi. Dümeni biraz daha sıkı kavrayarak ve  heyecanını saklayamadan “korkuyor musun” dedi..
Rüzgardan sersemlememiş ve son iki saatimizi sohbet ederek geçirmemiş gibiydik sanki. Bir o kadar yabancı; bir o kadar da güven veren, bildik biriydi ki benim için. Biliyordum; yolun sonuna geldiğimde ve yolun sonuna gelene kadar beni defalarca , kim bilir kaç kez, kaç kere, an an şaşırtacaktı. Teknenin sallanması, aşmaya çalıştığımız dalgalar , gecenin renkleri ve ertesi günlerdeki yalnızlıklarımız.. hiçbiri umurumda değildi.. Sadece “Hayır korkmuyorum” diyebildim.

Korkmuyordum gerçekten de. Rüzgara döndüm yüzümü; artık gücünü kaybetmeye başlamıştı. Dümeni bırakıp yanıma geldiğinde, dalgaların sakinleşmesini izliyordum. Rüzgardan aldıkları gücü tüketmek üzereydiler.

“ yavaş yavaş sakinleştiler” dedim denizi işaret ederek.

 “Bakma sen onlara; bildikleri bir şey vardır ki durmuşlardır.. Yoksa içten içe köpürüyorlardır bize çaktırmadan.” diyerek , usulca , yüzüme yapışmış tuzları temizledi parmaklarının ucuyla…

Şişenin içine sığdırdığımız sohbetimizle devam etti rotamız. Bir dahaki gün doğumunda buluşmak üzere, birlikte gidebileceğimiz upuzun yolların sözlerini vermeden ayrıldık belki de. Ayrıldık mı yoksa henüz mü bir araya geliyorduk ; hiç sorgulamadık ..Belki de  tadına doyamayacağımız; eşsiz  bir döngüyü başlatmıştık bile farkında olmadan o gece.


3 Şubat 2016 Çarşamba

Yazmasam çıldıracaktım; çıldırmasam yazmayacaktım.


Hep bir paradoksun içine yuvarlanıp gidiyoruz ;

- peki bu bir paradoks mudur -

Çıkmazlara girip çıkışlar arıyoruz.

E tabii ki bu çıldırış normal; kendi kendimizi delirtmemiz.

Tuhaf rüyalarla uyandığınız bir sabahtan ne hayır gelmesini beklersiniz..Hele ki rüyanızda duyduğunuz tanıdık kokular; ya da duyduğunuzu sandığınız..Unutmaktan korktuğunuz; ancak hatırlamak için de hiç bir çaba harcamadığınız kokular..

Koku konusu çooook derin; girersek nereden çıkarız bilemiyorum.O yüzden çıkmaza girmeden çıkışa doğru ilerlemeli..Hiiiç bulaşmadan muhtemel gönül işlerine.Burnunuza gelen kokulara burun asmadan, yok sayarak..Ama anlatacaklarınızı unutmadan, bir şarap şişesinde biriktirerek  belki de ; bir gün bir dost gelir de sorarsa diye..

...sonra, bir gün,

 hiç ummadığınız bir zamanda;

bir bardak sıcak çikolata kokusuyla şımarırsınız; sonunun gelmesini istemediğiniz sımsıcak bir sohbetle..