19 Ocak 2016 Salı

şimdi çalışma zamanı kafa karışıklıklarını sonraya bıraktık..


Belki de asıl şimdi başlıyor mücadele.

Tadı şimdi çıkmaya başlayacak her şeyin.

Müziğin, ışığın, suyun, içemediğim sıcak çikolatanın..

Akşam firarlarının.

Kar bile daha keyifli yağacak artık biliyorum ; bundan sonrası daha az sancılı olacak.

Şimdiye kadar yaptığım işlerin tüm tadlarını yeni yeni dilimin ucunda hissedeceğim

Daha bir keyifli olacak artık klavyede yazmak; yeni şeyler öğrenmek, bilgiye ulaşmak..

kahve içmek

Dans adımlarını daha bilinçli atmak ..

Kaldığım yerden hayatıma devam etmek..

Add drop kısmını fazla uzatmadan; hayatımı fazla da dondurmadan.


Güne başlayalım bakalım  en sertinden bir fincan kahve ile..bakalım, nereye kadar..

14 Ocak 2016 Perşembe

Merhameti kaybetme vakti gelmiştir belki de..


Kaybetmek demeyelim de , idareli kullanmak, gerekene gerektiği kadarıyla göstermek.

Komodo ejderleriyle başım dertte yine korkarım..Merhamete devam edersem; büyüyüp çok tehlikeli olabilecek yavru ejderler var çevremde.Ha onların büyüdüğünü görür müyüm; bana ne kadar zararları olur ayrı bir konu..Ama onların "var olma" ihtimali bile beni korkuttuğu için..Tedbiri elden bırakmamak gerek diye düşünüp; önümdeki barajlara,yollara,tramvaylara..vs..bakıyorum işte.Öylesine, hiç bir şey yapmadan argodaki "mal" gibi bakmak istiyorum  televizyona, pencereden dışarıya..Caravelle nin camından dağlara,karlara, yağmura falan filan..

Uzak ada Avustralya, Yeni Zelanda ,..taraflarından kalkıp gelecek değiller herhalde..Ya da bir hayvanat bahçesinden firar edip, kokumu takiben gelip beni bulacak değiller herhalde..Değil mi , herhalde böyle bir şeyin olma ihtimali yok gibi bir şeydir değil mi ...Yoksa bu "komodofobi" beni yiyip bitirecek;gerçekten bir ejder saldırısında alınan yaralar zehirli oluyormuş ve öldürücü etkiliymiş..Aldığım yara şekline ve dozuna bakılırsa; ha ölmem o ayrı da..Bünye ne kadar zamanda atar bu zehri o kısmı bilemem işte..

Ne zamandır belgesel izlemiyorum..Ne zamandır bir kanepem yok; ne zamandır balkonumda nane kurutamıyorum...ne zamandır..ne farkeder ki ; beş yüz kulaçla devam ettiğim yüzme serüvenim ve muhteşem gün doğumu manzaram olduğu sürece sırtım yere gelmez bir süre.O süre ne kadar hiç bilemiyorum şuan..Ama elbet şişe dolacak; elbet her şeyin bir vakti olduğu gibi gitme vakti de gelecek..Bakalım :) henüz erken ; bir çok şey için...Sarılmış yaraların bandajları yavaş yavaş açılıyor;yavaş yavaş çektiğim fotoğrafların farkına varıyorum; ışığın, kar beyazının, ya da pembenin gücünün..

Gücün uyandığı falan yok bu arada ..Star Wars illa ki izlenecek; hala geç değil.. Yüzüklerle yüzleşilecek..Sherlock candır diyerek arazide çekilecek fotoğraflar merak edilecek.Tecrübelerden yararlanılacak; iletişim zaten gerekli..Bakalım; belki on dokuz yıl değil ama, on dört yıl sonrasında ne yapıyor olacağımı şimdiden kestirebiliyorum gibi cüretkar bir cümle kurmayacağım; korkmama gerek yok.

Hayat bu..Bizi nereye alıp götürürse; orada olacağız..

kısmet bakalım :)

11 Ocak 2016 Pazartesi

Davlumbazla sohbetimizden sonra ; sevgili buzdolabım ile de bir maceraya atıldık geçen gün


Uzun süredir görmüyorum kendisini.Rahat; bir  dört aydır yüz yüze görüşmüşlüğümüz yok.Ben uzaktaydım, o kullanım dışıydı..Yaz sıcağında İzmir'in hararetli havasına inat, çalışmadan evde oturmasını istedim  ondan.İtiraz etmedi; bir buzdolabı için zor bir karardır bu.İçini soğutmadan o sıcakta öylece durmak; işlevini dondurmak sadece..

Benim için de zor idi aslında onun adına böyle bir karar vermek.Ama yapabileceğim bir şey yoktu;dört ayın sonunda hiç bilmediği bir şehirde, kaldırılıp bir depoya konuldu kendisi.

Bana öfkeli miydi hiç bilemiyorum..Yediği önünde yemediği ardında , güvenli bir alanda sadece duruyordu; çalışmadan, soğutmadan, ışığı yanmadan..Öylece.

Bir arkadaşın buzdolabına ihtiyacı oldu geçen gün..Dedim depoda duruyor benim buzdolabı al kullan ne olacak..Küflenmesin içi  hem; çalışsın ona da iyi gelir..

Bu Cumartesi getirdiler on sekizinci kata.Ben gelişini görmedim.Akşam gittik -vileda ekibi -Yasmin ile, mutfak yerleşecek, yerler silinecek vs..Sade bir ev kurdu arkadaşımız; yeterli miktarda eşya, bolca sohbet ve yükseklik korkusu :) ..oluyor, engelleyemiyor insan bazı duygularını..

..Dört ay sonra buzdolabımı görmek tuhaf geldi.Tuhaftan öte o benim buzdolabım değildi sanki..Bu kadar cüsseli miydi İzmir'deyken; markası bu muydu :/ ..boyu posu..rengi demeyeyim;tamam, bembeyaz duruyordu karşımda..İçini temizledikçe yabancılaştım; yabancılaştıkça hayatımdan ne kadar uzaklaştığımı hissettim..

Mutfağımda geçirdiğim vakitler, fincanıma koyduğum kahveler..mor renkli toprak tencerem..balkonumda kuruttuğum biberler..ler..ler..

Uzakta kaldı şimdilik.Henüz vakti var tekrar bir araya gelmelerinin;her şeyin bir vakti olduğu gibi.

Şimdilik hiç bilmediği bir şehirde ,soğutsun dursun bakalım yüksek rakımlı dairede biraları rakıları..

Yükseklik korkumla yüzleşerek ara sıra da olsa ziyaretine giderim; çamaşır makinemi de ihmal etmeyerek tabii 



6 Ocak 2016 Çarşamba

perhaps perhaps perhaps ...


Anlatmak istediğiniz "an" lar vardır;

Anlatarak anımsamak istediğiniz.

Anımsayarak mutlu olmak istediğiniz,

Size iyi gelen, o anların içinden seçip aldığınız insanlar..

Gerçek olduklarına zaman zaman inanamadığınız , "şimdiye kadar neredeydiler" acaba diye hayıflandığınız ..

....Uzun süre önce ilişiğimi kestiğimi sandığım "kar" gelip buldu beni; kaçış yok dedi..Yeni yıla birlikte gireceğiz.

Peki dedim, kalırım dedim, pijamalarımı da getirdim, yorganı üzerime ört, sabah uyanınca gezeriz seninle dedim.

Çok güzel bir kahvaltı hazırlamıştı; alnımdan öpücükle uyandırdı beni.

"Haydi uyan; yeni bir güne, yeni bir yıla başlıyoruz seninle" dedi.

Sonra radyonun frekansını değiştirdim o arabayı kullanırken..Beethoven ın kaçıncı senfonisindendi çalan bilmiyordum.Sadece dinledik ; bembeyaz karı,yol boyu yapraklarını dökmüş ağaçları...ve birlikte gideceğimiz upuzun yolları..

Hayatınızda öyle anlar vardır ki ;

hep böyle anlatıp,  dönüp dolaşıp aynı noktasından yazmak; anımsamak istersiniz..Halbuki zihninize kazınmıştır ve gerçek olamayacak kadar güzeldirler.

Siz yine de inanamazsınız, gerçekliğinizi kaybetme pahası da olsa ;

düşünürsünüz.