Işığı görüp de gelmeni beklerken uyumuş kalmışım öylece lambanın altında. Halbuki ışığa gelmemen gerekiyor; sakınman, olduğum yerden uzaklaşman. Ama sen inat ettin; bekle dedin, geleceğim dedin, uyuma dedin...Işığı açık bırak dedin. Başka bir şey söylemeden bekliyorum seni bu uykusuzlukla birlikte. Yalnız sayılmam; uykusuzluk eşlik ediyor bana. Seninkini de getirirsen gelirken yanıma, onlar birlikte uyur; iki uykusuz… Biz de uyumadan sabaha kadar sohbet ederiz. Sesimiz soluğumuz çıkmadan, kimseyi rahatsız etmeden. Belki yağmur da yağar hatta; şarkılar eşliğinde katılırız sağanakların arasına.. Islanırız çocuklar gibi; az sonra çıplak bedenlerimizle iki yetişkin gibi. Sevişme vakti mi dersin; yağmurlu günlerde seviş benimle mi...İsmi, geçmişi, geleceği, boyu, eni… Hiç bir şeyi düzgün olmayan amorf bir aşk başlar belki aramızda. Sebep ışık ve yağmur.. Sebep; “bekle” demen belki de ..
Uyandım. Gözüm açık; sana yazdıklarıma bakıyorum. Ne çok
beklemişim seni. Sabah olmuş; uyumuşum. Benim uykusuz gitmiş, yağmur dinmiş...Işık sönmüş…Biri taş
atmış olmalı sokak lambasına;haylaz
komşu çocuklarından biri belki.
Ekmek kokusu var ;fırından yeni çıkmış.Yanında
yumurta,zeytin…Çayı da demler, sabahların altını kısar bekleriz seni.Demi
çöksün;damağımızı okşasın diye..
Uyandığım en güzel sabah;taze,diri,yağmurun kokusunda;yaz
serinliğiyle.En güzel saatlerinde günün uykudayız oysa;duyguların yüreğimize
çarptığı, zihnin en açık olduğu
saatler..
Işık söndü;
gelmedin.. Ben tüm amalarımı toplayıp
silkeledim penceremden. Güne temiz
başlayayım diye.Geldiğinde açıklamalarını rahat yapayım diye..
Vedaya gerek kalmadı;çünkü gelmedin bile.Belki de en
iyisi..Uykusuzları bulup;güne onlarla başlamak..Mis gibi bir kahve kokusu ve
taze bir yürek kıpırtısı ile..
*Fotoğraf:Nuh LaLbay
