28 Aralık 2015 Pazartesi

çok mu umurumda tüm bu olup bitmeler, tabii ki hayır


- Arkadaşım  bildiğin bir hoca var mı diye soruyor 

- ? ?....

bana mı dedi acaba  diyerek bir an başımı pencereden içeriye doğru çeviriyorum.O sarı renkli taksilerden birindeyim.Nereye gideceğimi söyledim mi acaba diye düşünürken şoför konuşmaya devam ediyor.

- Hiç sevmem böyle şeyleri.Adam karısını aldatıyormuş..Neden kendilerine dönüp bir bakmazlar ki ; hacı-hoca işleriyle ugraşırlar..Hiç de sevmem böyle işleri..

-?..?...

ne demeli bilemiyorum ki..

Hımm, evet;kadın milleti; ne çektirmiştir adama ki gözü dışarılara gitmiş..

Erkek değil mi işte; yapar,aldatır..Gözü kör olasıca ?

ne diyeyim allah ıslah etsin; bu devirde büyüydü, hocaydı..

 Bana ne canım, karı-koca arasına girilmez; üçüncü kişiye bok yemek düşer bu noktada ki ; ben dış kapının dış mandalı ne  işim var bu takside diye düşünürken...

Şoförün konuştukları orada kaldı.Geldiğim bu yeni şehrin neresinde olduğumu bilmeden ; kafamı pencereden dışarıya çevirdim.

Çok şey olabilirdi söylenecek .

Sadakat,

Dişi-Erkek

Adem-Lilith-Havva,...

Alınması gereken dersler,

Aile terapisi..

Hala gidip sinemada izleyemediğim, serinin  7. filmi ; Star Wars 

..ve plan yapmaktan korktuğum ama vazgeçemediğim hayatım..

Bana ne şoför Bey, artık ilgilenmiyorum kimsenin derdiyle

en yakınımdakilerle bile

Bencil olamayan bir yıl bitiyor.

Bencil bir çağ başladı ; henüz diğerlerini atlatamamışken

Gelsin bakalım, Çarşamba kar, Perşembe yeni yıl..

Sonrası Trilye; küçük bir pansiyon, kış soğuğu, denizin soluğu..


Işığın peşinde deklanşöre dokunan parmaklarım..

şarabım sıcacık.

















13 Aralık 2015 Pazar

kalbin buz tutmuş son nefes gibi

şu kara şehri peşimi bırakmayacak anladım ki..

O yüzden çok da direnmenin bir anlamı yok.

Son iki buçuk yıldır Ankara'ya gitmezken;hiç işim düşmezken hatta; bir ay içinde iki kez gitmek zorunda kalmak bünyeme ağır geldi sanırım. "Ağır abi " bu şehir..Yüzüne gülmez, "höt" dedi mi oturursun yerine..Beş karış suratla karşılar seni buz gibi kalbiyle.. Bu benim rengim, işine gelirse diyerek sokar gözüne gıpgri gökyüzünü...Oturur pencerenden; kar yağsın diye dua edersin o kuz havanın soğuğunda..

Buzz gibidir; bilirim.

On yıl sonra nereden gelip hayatımın ortasına kondu bu şehir yine  diye düşünmek istemesem de ; boğazımda kocaman yumruyu hissetmek bana bir yığın şey anımsatıyor yirmi yıl öncesine dair..


Hayatımın üçte ikisini yaşadım sanıyorum.Daha uzun yaşayacağımı pek sanmadığım için; süreyi kısa tutuyorum..En uzun evre Ankara'da geçmiş.Sanırım onun da özgüveni ve üzerinde bu kadar hak iddia etmesi bundan kaynaklı.Diyecek bir sözüm kalmadı artık..

Direnmeyip teslim de olmuyorum.

Bir on yıl daha böyle sürüp gidecek aramızdaki buzdağları sanırım..

Suyun altında kalan kısmını hiç anmıyorum bile buzdağının..


9 Aralık 2015 Çarşamba

kuşlar, her baharda gelirler..

bazen böyle bir rahatlıyorum ben,

safraları atıp

yükü hafifletip



en son o kocaman bavuldan kurtulduğumda hissetmiştim böyle..

Sırt çantasından da hafifim şimdi.


kuş gibi

8 Aralık 2015 Salı

duydunuz zilin sesini, yarışma başladı...

Ne çok şey birikmiş anlatacağım,

Galiba bundan sonrasında tek şey , kurduğumuz bu köprüyü kaybetmemek için elimizden geleni yapmak olacak..Bir de bu köprü üzerinde ara sıra buluşmak.

En son buluşmamızın üzerinden ne kadar zaman geçtiğini şimdilik pek düşünmek istemesem de hep aklımda.Çok ağır akan bir zamanın içindeyiz.Adımlarını hızlandırmak istediğinde bir şey seni dibe çekmeye başlayacak..Ayakların yapışıp kalacak yere.Orada öylece duracaksın; yanından atlılar geçip gidecek; rüzgar daha hızlı savuracak  yaprakları..Kasım geçecek, Aralık kalacak öyle durduğu yerden gitmek bilmeyecek bir türlü; bıkacaksın varlığından.Sonrası yine yeni umutlarla kapında dikilmiş hep aynı yalanlarla seni kandırmaya hazır yepyeni bir yıl olacak.

biliyorum.

biliyorsun

İyisi mi ben bir çay demleyeyim ; sen gel sonra sohbetini de yanına alıp..Belki dolapta bir şişe şarabımız vardır çaya tercih edebileceğimiz..

ne çok şey birikmiş anlatacağın.

6 Aralık 2015 Pazar

Civan da gittiğine göre..

Yaklaşık dört buçuk aydır hayatım dondurucuya atılmış; kışa pişirilmeyi bekleyen taze fasulye gibi.Ya da dondurulmuş bezelye.. Deep freez den kaçma çabalarım..Sonrası nasıl olacak; iyi mi olacak bilmesem de şimdilik ortamın ısısına adapte olup; konsantrasyonumu bozmamam gerektiğini biliyorum sadece.Çok hassas; bıçak sırtı dengeler üzerinde; buzda kaymadan yürümem, hatta dans etmem bile  isteniyor.Tüm meziyetlerimi; bildiğim tüm insan ilişkilerimi, bu yaşıma kadar bildiğim doğrularımı kapının önünde üzerimden çıkarıp bir kenara bırakmam istendi girerken.Yepyeni bir kapı;  kıpkırmızı, cüsseli ve çok cazip; girmesen olmaz..

..ve kapıdan geçiyorum..

Hiç bir zaman yaşımın gerektirdiği gibi olmayacak hiç bir şey hayatımda  biliyorum.Sıraya koymadım hiçbir şeyi ve sırası önemli değil benim için..Şimdi sırada ne var , hımm dur ben bi evlenip cocuk yapayım..Yüksek yapayım;kariyerim eksik kalmasın..Yakışıklı kocam olsun; ben de fit olayım doğurduktan sonra oram buram sarkmasın..Çok para kazanayım da kuaförüme, kıyafetime yetsin...de de de..

çok sıkıldım bu teranelerden artık.

Para kazanıp gitmediğim yerlere gitmek istiyorum örneğin; henüz çekmediğim fotoğrafları çekmek istiyorum.Daha kocaman ve daha ağır objektiflerle dağ tepe gezmek , tepelerin eteklerinden yuvarlanmak; kulağımda çalan sevdiğim şarkılarla yollara düşmek..Uzun uzun bilmediğim tenlere dokunmak, içgüdülerimi takip edip canım neyi çekiyorsa onun yanında olmak..Çığlık atmak gerektiğinde; bağırmak.Ihlamura madlen batırıp Proust okumak istiyorum örneğin soğuk ve uzun kış gecelerinde..Gerine gerine kanepeme uzanıp yine o miskin pazar günlerinde izlemediğim filmlerimi izlemek istiyorum..Sonra uyuyup kalmak, tekrar uyanmak..Evin sessizliğinde; kimse uyandırmadığı için saatlerce uyuyup kalmak kanepede, soğuktan üşümek..

Evimi özledim; düzenimi, hayatımı, eşyalarımı, kitaplarımı..Pazar kahvaltılarımı, mutfağımı, çaydanlığımı..yemeklere göz kararı baharat atmayı..


Ama kapıdan geçtim artık; dönersem ne olur pek de umurumda değil aslında; iki adım gidince ne olacağı da..Sadece kalp kırıklıklarımı çok düşünmeden ileriye doğru gitmem gerektiğinin farkındayım. Sensitive bir ruh hali en olmaması gereken şey şuan benim için.

Zırhları kuşanma vaktidir anlayacağınız..Kurbağa kurularına takılmadan.