24 Mart 2014 Pazartesi

pervane




 Işığı görüp de gelmeni beklerken uyumuş kalmışım öylece lambanın altında. Halbuki ışığa gelmemen gerekiyor; sakınman,  olduğum yerden uzaklaşman. Ama sen inat ettin; bekle dedin, geleceğim dedin, uyuma dedin...Işığı açık bırak dedin. Başka bir şey söylemeden bekliyorum seni bu uykusuzlukla birlikte. Yalnız sayılmam; uykusuzluk eşlik ediyor bana. Seninkini de getirirsen gelirken yanıma, onlar birlikte uyur; iki uykusuz… Biz de uyumadan sabaha kadar sohbet ederiz. Sesimiz soluğumuz çıkmadan, kimseyi rahatsız etmeden. Belki yağmur da yağar hatta; şarkılar eşliğinde katılırız sağanakların arasına.. Islanırız çocuklar gibi; az sonra çıplak bedenlerimizle iki yetişkin gibi. Sevişme vakti mi dersin; yağmurlu günlerde seviş benimle mi...İsmi, geçmişi, geleceği, boyu, eni… Hiç bir şeyi düzgün olmayan amorf bir aşk başlar belki aramızda. Sebep ışık ve yağmur.. Sebep; “bekle” demen belki de ..

Uyandım. Gözüm açık; sana yazdıklarıma bakıyorum. Ne çok beklemişim seni. Sabah olmuş; uyumuşum. Benim uykusuz  gitmiş, yağmur dinmiş...Işık sönmüş…Biri taş atmış olmalı  sokak lambasına;haylaz komşu çocuklarından biri belki.

Ekmek kokusu var ;fırından yeni çıkmış.Yanında yumurta,zeytin…Çayı da demler, sabahların altını kısar bekleriz seni.Demi çöksün;damağımızı okşasın diye..

Uyandığım en güzel sabah;taze,diri,yağmurun kokusunda;yaz serinliğiyle.En güzel saatlerinde günün uykudayız oysa;duyguların yüreğimize çarptığı, zihnin en açık olduğu  saatler..

 Işık söndü; gelmedin.. Ben tüm  amalarımı toplayıp silkeledim penceremden.  Güne temiz başlayayım diye.Geldiğinde açıklamalarını rahat yapayım diye..

Vedaya gerek kalmadı;çünkü gelmedin bile.Belki de en iyisi..Uykusuzları bulup;güne onlarla başlamak..Mis gibi bir kahve kokusu ve taze bir  yürek kıpırtısı ile..


*Fotoğraf:Nuh LaLbay

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder