14 Eylül 2014 Pazar

minör tonlarda buluşmak umuduyla...

Zamanının geldiğini nasıl oluyor da anlıyorsunuz...Kendiliğinden bitişinden; artık çaba harcamaktan yorgun düştüğünüzü hissetiğinizden belki...Bitiyor işte; "bitti " diyor bir ses içinizden.Bunun sonu da böyleymiş, her şeyin bir sonu olduğu gibi.

Kimi zaman üzüyor bu sizi, kimi zaman anlamıyorsunuz bile ne olduğunu..Ama çoğu zaman yara izi bırakıyor içinizde bir yerlerde; dönüp baktığınızda kanatmamayı öğrenerek yaranın üzerinden geçip gidiyorsunuz.Orada olduğunu biliyorsunuz ; sadece hatırlamamayı öğreniyorsunuz...Yokmuş , hiç olmamış gibi düşünerek, davranarak yolunuza devam ediyorsunuz.
 .....

Yeni bir enerji gerektiğinde artık,  gökyüzüne bakıyorum.Geçip giden uçakları umursamadan, yeni çıkan Ay'a bakarak "yaşıyoruz çok şükür " der gibi ama teselli etmeden kendimi; Pollyannacılık -hiç- oynamadan , güzel şeyler düşünüyorum..Uzaklarda gitarıyla neşelenen bir adam, kadife sesiyle müziği içinizde  hissettiren bir kadın.Nasılsa kesişmeyecek yollarımızda bir an yaratmak için bir kaç nota gönderiyorum o boşluğa..." Elbet bir gün minör tonlarda buluşur, kaçırdığımız tüm anlara üzülmeden, tadını çıkarırız  yakalanan o güzel ritmin"  diyerek sadece yazabiliyorum şimdilik...

Okuma kısmını ise Hakan Bıçakçı'ya bırakıyorum; rüyalara, uykuya ve sonrasında koyu bir kahveyle ayılacağım taptaze bir güne...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder