"April is a cruel time " diye diye iki yıl geçmiş gidiyor üzerinden.Nisan'ın zalimliği yedi yıl kadar sürdü; lanet bozulmaya başladı ki; hissettirdi kendini.Yeni.Sadece yeni olan her şey hayatıma dahil olabilir artık.Eskide kalanlarla yüzleşildi, toprakları ziyaret edildi, yeni kanlar akıtılıp, kurbanlar verildi.Dönüşü olmadığı bilinen bu patika artık denizlere çıktı sayılır; az kaldı.Ha gayret, azıcık daha itersek sandali, sudayız...
James Stewart dürbünüyle penceremden içeriye baksa beni cinayetle suçlar mıydı acaba..Ya da yalnızlığında boğulmuş biri için 112 yi arar mıydı alelacele..Belki de dans ayakkabıları ile ne kadar acemi yürüdüğümü görerek; 3.kattaki pencerede tombul hatun olarak beni işaret ederek katıla katıla gülerdi...Bacağındaki alçıyı umursamadan, filmin sonunda diğer bacağının da kırılacagını aklına bile getirmeden..
Uzun zaman oldu film izleyemiyorum.O kanepe aynı yerinde,HDMI kablosu arasıra cızırdasa da aynı hatta döşeli.DVD player,TV,Harici disk hepsi aynı düzende duruyor.Yaz geliyor; belki serin yaz geceleri melisa kokuları eşliğindeki yürüyüşlerden vakit ayırabilirim filmlere; bakalım.Önce şu Game of Thrones derdini halletmeli.Ağırdan alıyorum bu sefer.Geçen sene bugünlerde dört sezonu da koştur koştur izleyip sezon finalini yakalayıp, bir yığın spoiler ı da yedikten sonra ; piç olmuş diziyle yazın ortasında kalakalmıştım öylece...Eylül'de başlar nasılsa diye umarken bir baktım ki Nisan'daymış yeni sezon.O yüzdendir ki yavaş yavaş, sindire sindire izlemeli diyorum...Hayal kırıklıkları yaşamaktan korktuğumu da alçak sesle söylemek zorundayım burada ; ya büyü bozulduysa !
Olabilir..Büyü bozulur, yeniden büyülenilir, tekrar bozulur, kara büyü, lanet sürer yıllarca; kadifeye dokunamazsın..Mavi kadife perdenin arkasından gelen bariton sesin kime ait olduğunu düşünür durursun.Bilinç tuhaf bir şekilde akar ve gider,tutamazsın.Belki de tutmaya bile çalışmazsın.Düşündüklerini çok da ciddiye almadan; en ciddi iş görüşmesinin ortasında kahkahayı patlatıverirsin.
Zalim Nisan bu sefer son düzlükte güzel geldi.Mayıs candır, sıcaktır,doğduğum aydır,her ne kadar sıkıntısını sinemaya uyarlamış olsalar da gönlümü ferahlatmıştır.
Şimdi, fonda dönen Celal İnce plağının arka yüzünü dinlemek için kalkmam gerek.Yazacak milyonlarca sözcük var ama gidip unutulmayan tangolar dinlemek niyetindeyim.
Deep Purple, bir daha böyle parçalar yapamayacak olman ne kadar acı..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder