1 Eylül 2015 Salı

"Chiquitita, tell me what's wrong "

Yazmak için uygun günler.Kafayı toparlamanın-hatta dolaba kaldırıp-, biraz olsun dinlenip, belki biraz fotoğraf çekip, algıları açmanın da.. "neyiz ve nerelerdeyiz" diye sormanın da tam zamanıdır belki de.

Yaz dönemi yazmadan, okumadan hatta pek de yaşamadan geçmiş diyebilir miyiz; sıcaktan tüm enerjimizin yok olduğu, kan ter içinde uyandığımız sabaha karşılarda anlıyorduk belki de  yaşadığımızı..Sıcağın bunaltısıyla,tüm sevişmeleri başımızdan savdığımız bir yazdı ardımızda bıraktığımız.Nasıl geçip gittiğini bilemediğimiz; tüm fluluğuna rağmen çok net anılarla yüklü bir yaz.

Keskin geçişler genelde iyi mi gelmiştir bize yoksa keskinliği  bir avuntu olarak mı görürüz çoğu zaman bilemiyoruz.Ardında bırakıp henüz yaşayanları, henüz kangren olmamışken kesip atmak bir uzvu; hiç bir suçu yokken..Ödenen diyetler gibi bir bakıma; başka çare kalmadığı zamanlarda..Daha iyiyi istediğinde ve istediğini bildiğinde..Böyle saçma cümlelerle aylar sonra tekrar yazmaya kalktığında, bir paragrafı bile toparlayamazken,..dilin çoktan tutulmuş,lal olmuş, lavantalı mumların kokusunu düşünürken..

Tam bunları yazarken; başını kaldırıp  pencerenden geçen inek sürüsünü gördüğün andır "gerçek" olan.Gerisi tarih, geçmiş,gelecek..Çok da önemli değil hangi şehirde olduğun, kimlerle çalıştığın, kaç kişilik yatakta yattığın, yumurtayı nasıl yediğin..Kendini taşıyacağın bir sırtın olsun yeter;kambur olmadan , kendi kendine yük olmadan.

gerisi iyilik güzellik.Bir de Civan var; henüz yazmadığım, karayağız, bıçkın delikanlı henüz..Bir kez daha balkondan atlamazsa benimle bir ömür yaşamaya talip kendisi..

Eylül ! Senden pek umutlu değilim ancak; ardından Ekim'i taşıdığın için sana tüm bu itibarım.

demem o ki; sen yine de beni mahcup etme lütfen...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder