13 Aralık 2015 Pazar

kalbin buz tutmuş son nefes gibi

şu kara şehri peşimi bırakmayacak anladım ki..

O yüzden çok da direnmenin bir anlamı yok.

Son iki buçuk yıldır Ankara'ya gitmezken;hiç işim düşmezken hatta; bir ay içinde iki kez gitmek zorunda kalmak bünyeme ağır geldi sanırım. "Ağır abi " bu şehir..Yüzüne gülmez, "höt" dedi mi oturursun yerine..Beş karış suratla karşılar seni buz gibi kalbiyle.. Bu benim rengim, işine gelirse diyerek sokar gözüne gıpgri gökyüzünü...Oturur pencerenden; kar yağsın diye dua edersin o kuz havanın soğuğunda..

Buzz gibidir; bilirim.

On yıl sonra nereden gelip hayatımın ortasına kondu bu şehir yine  diye düşünmek istemesem de ; boğazımda kocaman yumruyu hissetmek bana bir yığın şey anımsatıyor yirmi yıl öncesine dair..


Hayatımın üçte ikisini yaşadım sanıyorum.Daha uzun yaşayacağımı pek sanmadığım için; süreyi kısa tutuyorum..En uzun evre Ankara'da geçmiş.Sanırım onun da özgüveni ve üzerinde bu kadar hak iddia etmesi bundan kaynaklı.Diyecek bir sözüm kalmadı artık..

Direnmeyip teslim de olmuyorum.

Bir on yıl daha böyle sürüp gidecek aramızdaki buzdağları sanırım..

Suyun altında kalan kısmını hiç anmıyorum bile buzdağının..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder