19 Haziran 2013 Çarşamba

Sustum



Uzun zamandır suskunum.Sevdiklerimin beni dinlememesinden bıktığım için, konuşmamaya karar verdim.Bir süredir böyle bu.Söyleyeceklerimi içimde biriktirip hiç kimseye anlatmadığımda artık rahatsız olmuyorum.Benim için hiç mahsuru yok bu durumun.Hatta artık bana huzur bile vermeye başladı suskunluğum.Dudaklarım yorulmuyor,kulaklarım kendi sesimi unuttular bile.Sanırım uzun bir süre böyle olacak; sonra da tek bir kelimeye bile gerek kalmayacak zaten.

Sustuğumun farkında bile değilsin değil mi.Elinde kitabınla çemberinin içinde dönüp duruyorsun dolap beygiri gibi, at gözlüklerinle.Ben duyuyorum;martılar bile gülüyorlar bu duruma.Sen içeride, ben dışarıda…Geçen gece bir martı yanaştı balkona; “abla nasılsın” dedi.Yadırgamadım bile; konuştu benimle nasıl olduğumu merak etti, martı…

“idare ediyorum be Jonathan” dedim.Ne diyeyim martıya, oturup dertlerimi mi anlatayım.

“ çok gürültü yapıyorlar değil mi, senin üst katta tadilat var, görüyoruz…Üzülüyoruz senin için.Ustalarla konuşmamızı ister misin?”

Evet yan komşunun duvarımıza tecavüzünden sonra, üst komşu da yer matkabıyla beynimizi delmeye başladı.İki gündür korkunç bir gürültü var.

“Ama biliyor musun Jonathan; iki gündür müziği hiç dinlemediğim kadar yüksek seste dinliyorum!Hem de kulaklığa ihtiyaç duymadan”

“iyiymiş” dedi Jonathan. Onunla konuştuğum için mutluydu.Gülümsedi.Kanatlarını açmadan önce ;
“ama yine de çok rahatsız ederlerse; hemen dalarız pencereden, ekibi toplar gelirim ben. Merak etme” dedi ve karşıdaki okulun çatısına, arkadaşlarının yanına gidip kondu.Bağırışlar, çağırışlar…

“beni de yanınıza alın” diyemedim.Tek başıma yaşamam gereken bir dönem vardı önümde.Sustum.Uçarken, ardından baktım sadece.kanatları geniş,açılınca bedeninin ikiye katlayan heybetine özendim.Özgürlüğüne,hovardalığına…Çatıdaki sohbetine.Pencerenin dışından, haneye bakabilmesine.

Şimdi gece.Kimsecikler yok.Uzaktan okey taşlarının sesi geliyor.İlk kez duyuyorum bu şehirde.Balkonlardan birinden geldiği belli.Ne çok pencere,ne çok balkon var karşımda…Okey oynamayalı kaç yıl oldu acaba?Ya bilardo?..Kahveye gitmeyeli , aylak aylak gezip, yarını düşünmeyeli…

Çok olmuş, endişelerim başlayalı.Nereye koşturuyoruz acaba.

- Ressam mı? Diye sordu annem.
- Değil.Aylakmış; öyle diyor.

Yeniden sardım bu romana, sarıldım.Okuyalım bakalım; yeniden ve tekrar tekrar, hiç bıkmadan…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder