Uzun zamandır suskunum.Sevdiklerimin beni dinlememesinden
bıktığım için, konuşmamaya karar verdim.Bir süredir böyle bu.Söyleyeceklerimi
içimde biriktirip hiç kimseye anlatmadığımda artık rahatsız olmuyorum.Benim
için hiç mahsuru yok bu durumun.Hatta artık bana huzur bile vermeye başladı
suskunluğum.Dudaklarım yorulmuyor,kulaklarım kendi sesimi unuttular
bile.Sanırım uzun bir süre böyle olacak; sonra da tek bir kelimeye bile gerek
kalmayacak zaten.
Sustuğumun farkında bile değilsin değil mi.Elinde kitabınla
çemberinin içinde dönüp duruyorsun dolap beygiri gibi, at gözlüklerinle.Ben
duyuyorum;martılar bile gülüyorlar bu duruma.Sen içeride, ben dışarıda…Geçen
gece bir martı yanaştı balkona; “abla nasılsın” dedi.Yadırgamadım bile; konuştu
benimle nasıl olduğumu merak etti, martı…
“idare ediyorum be Jonathan” dedim.Ne diyeyim martıya,
oturup dertlerimi mi anlatayım.
“ çok gürültü yapıyorlar değil mi, senin üst katta tadilat
var, görüyoruz…Üzülüyoruz senin için.Ustalarla konuşmamızı ister misin?”
Evet yan komşunun duvarımıza tecavüzünden sonra, üst komşu
da yer matkabıyla beynimizi delmeye başladı.İki gündür korkunç bir gürültü var.
“Ama biliyor musun Jonathan; iki gündür müziği hiç
dinlemediğim kadar yüksek seste dinliyorum!Hem de kulaklığa ihtiyaç duymadan”
“iyiymiş” dedi Jonathan. Onunla konuştuğum için
mutluydu.Gülümsedi.Kanatlarını açmadan önce ;
“ama yine de çok rahatsız ederlerse; hemen dalarız
pencereden, ekibi toplar gelirim ben. Merak etme” dedi ve karşıdaki okulun
çatısına, arkadaşlarının yanına gidip kondu.Bağırışlar, çağırışlar…
“beni de yanınıza alın” diyemedim.Tek başıma yaşamam gereken
bir dönem vardı önümde.Sustum.Uçarken, ardından baktım sadece.kanatları
geniş,açılınca bedeninin ikiye katlayan heybetine
özendim.Özgürlüğüne,hovardalığına…Çatıdaki sohbetine.Pencerenin dışından,
haneye bakabilmesine.
Şimdi gece.Kimsecikler yok.Uzaktan okey taşlarının sesi
geliyor.İlk kez duyuyorum bu şehirde.Balkonlardan birinden geldiği belli.Ne çok
pencere,ne çok balkon var karşımda…Okey oynamayalı kaç yıl oldu acaba?Ya
bilardo?..Kahveye gitmeyeli , aylak aylak gezip, yarını düşünmeyeli…
Çok olmuş, endişelerim başlayalı.Nereye koşturuyoruz acaba.
- Ressam mı? Diye sordu annem.
- Değil.Aylakmış; öyle diyor.
Yeniden sardım bu romana, sarıldım.Okuyalım bakalım; yeniden
ve tekrar tekrar, hiç bıkmadan…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder