3 Eylül 2013 Salı

İlhami çık dışarı !



İlhamiyi daha çoook beklersin yazmak için; şöyle beş yıla kadar iki satır belki. Geldi Eylül, serinledi bile hava. Artık balkonda bile oturmuyorsun bakıyorum da. Serin geldi içeriye kaçtın değil mi, üşüdün. Bu mevsimde, bu iklimde üşünür mü hiç…İçin geçmiş senin canım. Sen otur bekle bakalım; zaman geçsin, kış gelsin, yaz ötelensin, hep baharlar olsun…İlkiydi, sonuydu derken bir bakmışsın ömrün yarılanmış.Sen hala konuş dur vır vır.Kim susturacak seni, ya kim dinleyecek.Belki dallarını  uzatan dut ağacı, belki olgunlaşıp kendini dalından yere atan incir belki de hiç kimse…Kendin bile.O kadar çok düşündün, o kadar çok kendi kendine konuştun ki; bak iç sesin olarak ben kontrolü ele aldım cümleler kuruyorum.Mekanik değilim, gayet içten ve ciddi konuşuyorum seninle.Beni dinlemelisin.Şimdiye kadar dinleyip  de neler olmadığı konusunda haklı olabilirsin ama olsun.Artık daha olgunsun, birlikte olgunlaştık hatta konuşa konuşa, daha öngörülüsün ve daha çok seviyorsun. Sevmeyi öğreniyorsun her yeni güne sevgi kelebeği olarak başlıyorsun o koza bozması evinden çıkıp. Elinde makinenle utanıp sıkılarak, mümkünse alacakaranlıkta insanların fotoğraflarını çekiyorsun. Belki birazcık daha mutlu olabilmeyi umuyorsun.Pahalı bir oyuncak gibi, boynuna her asışında içinin kıyıldığı, dokunmaya korkarak, kimseye göstermeden hatta varlığından utanıp sıkılarak basıyorsun deklanşöre. Ne var; bir vizör  ve bir yığın hayat önünde akıp giden…Bilmediğin ve hiiiç merak etmediğin bir dolu hayat.Ama yine de yine de -artık -kimseye güvenmiyorsun.

Çık balkona yahu, daraldı için biliyorum neden zorluyorsun ki kendini bırak…Rahatla.İçinden geldiği gibi davrandın işte ne var bunda. Serinde üşür insan, sıcaksa terler, yorulursa uyur…Sevinirse, üzülürse,severse yapar bir şeyler işte…Hayat bu, kalır da gider de.ve sen kimin giden kimin kalan olduğunu hala anlayamamanın verdiği şapşallıkla öylece baka kalırsın kapı eşiğinde. Elinde kurumuş çiçeğin, dudağının kenarında minik bir gülümsemeyle, senin ilhaminin bile  yanından geçmeye korktuğu biri haline gelirsin zamanla…”Aman abi yanına uğrarsam şimdi kim bilir neler yazacak, başladı mı susmaz bilirsin!”  

  "Aşk bu değil,aşk…” Rüştü Şardağ’ın yalancısı Birsen Tezer öyle diyor fonda… peki ya nasıl?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder