Beni sevdiğini asla bilemeyeceğim.Azad
ediyorum seni o yüzden .Bir uçurtma
kuyruğu uzatıyorum ; uç uçabildiğin kadar özgürlüğüne
diye..
Ne tuhaf, “Adalarıma İyi Bak”’ı yazmaya başladığımda
sen vardın hayatımda.Yakınlardaydın, seni görüyordum, duyuyordum.Ulaşabiliyordum
sana.Oysa yalnız insandı hiç bir yere ulaşmayan...Ama ben,menzilini sana göre ayarlayabiliyordum daktilomun attığı harflerin .Çoğu adalara
denk geliyordu ; ıssız,uzak ama orada olan adalara..
Şimdi yoksun biliyorum.Güneşli bir koyun
koynunda , henüz sabah çayını
yudumlarken düşlüyorum seni ; belki düşlerimdeki gibisindir , aslında hiç
olmadığın karşı adaların kıyısında.
Tüm bunlardan öte uzakları düşlesem de ötedesin artık ; adı
üzerinde adalar senin.Onlara bakmak bana düşmüştü; zaman acımasızlığı ile geçti,
deniz dalgalandı, fenerler söndü gitti...Bir kaç tekne çarptı şamandıralara, izlerimiz
kayboldu. Ardında bir kaç aç martı, martının ağzında kan, yaralı balıklar
bıraktı bizden arta kalan düşlerde.
Bir dilek tuttum Baobab ağacının
altında , giderken...Lütfen dokunmasın
yalnızlığına,her esişinde bu samyelini yüzünde hissettirecek olan
varlığım.Sesimi duyurmadan, küreklerimi sana değdirmeden geçip gideyim her gece yanından.Sen duymadan,sana duyurmadan
usulca.
Adalar artık senindir;onları tüm kalbimle
sana bırakıp gidebilirim...Olduğum yere, bir kitap ayracının yanına, bir
deftere...ya da bir daktilo sayfasına
yazıyorum işte.Itırlar yeşerdiğinde ;Nisan her zamankinden daha çok
zulmettiğinde şehre; biri tutar getirir sana elinden bu yazıyı diye..şimdiden..
2008 // İzmir Nisan işgali altındayken

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder