2 Ekim 2013 Çarşamba

april is a cruel time



Beni sevdiğini asla bilemeyeceğim.Azad ediyorum seni o yüzden .Bir  uçurtma kuyruğu uzatıyorum ; uç uçabildiğin kadar özgürlüğüne diye..

Ne tuhaf, “Adalarıma İyi Bak”’ı yazmaya başladığımda sen vardın hayatımda.Yakınlardaydın, seni görüyordum, duyuyordum.Ulaşabiliyordum sana.Oysa yalnız insandı hiç bir yere ulaşmayan...Ama ben,menzilini  sana göre ayarlayabiliyordum  daktilomun attığı harflerin .Çoğu adalara denk geliyordu ; ıssız,uzak ama orada olan adalara..
Şimdi yoksun biliyorum.Güneşli bir koyun koynunda ,  henüz sabah çayını yudumlarken düşlüyorum seni ; belki düşlerimdeki gibisindir , aslında hiç olmadığın karşı adaların kıyısında.

Tüm bunlardan  öte uzakları düşlesem de ötedesin artık ; adı üzerinde adalar senin.Onlara bakmak bana düşmüştü; zaman acımasızlığı ile geçti, deniz dalgalandı, fenerler söndü gitti...Bir kaç tekne çarptı şamandıralara, izlerimiz kayboldu. Ardında bir kaç aç martı, martının ağzında kan, yaralı balıklar bıraktı bizden arta kalan düşlerde.

Bir dilek tuttum Baobab ağacının altında  , giderken...Lütfen dokunmasın yalnızlığına,her esişinde bu samyelini yüzünde hissettirecek olan varlığım.Sesimi duyurmadan, küreklerimi sana değdirmeden geçip gideyim her  gece yanından.Sen duymadan,sana duyurmadan usulca.

Adalar artık senindir;onları tüm kalbimle sana bırakıp gidebilirim...Olduğum yere, bir kitap ayracının yanına, bir deftere...ya da  bir daktilo sayfasına yazıyorum işte.Itırlar yeşerdiğinde ;Nisan her zamankinden daha çok zulmettiğinde şehre; biri tutar getirir sana elinden bu yazıyı diye..şimdiden..




 2008 // İzmir  Nisan  işgali altındayken

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder