Çünkü
güneş karşıdaki apartmanların arkasından doğuyor ve sadece olduğum yerden güzel
görünüyor , birçok yeri denedim bu şehirde, gecenin bu saatinde ..Bu üçüncü
basamaktan güzeli yok..En konforlusu hatta..Şu karşıdaki iki adam da aynı
fikirdeler ama ben daha önce geldim onlardan..Hem,bu gece sıra benim.Sıramı
kimseye kaptırmam.Hele ki konu güneş olunca..En önde olmak zorundayım.
O’nu hayal etmek, gerçeğe dönüştürmeden sadece duyduklarımla yetinip kahramanım yapmak belki de en iyi fikirdi. Ama artık çok geç idi.Belki tüm bunları düşünürken üçüncü basamakta onun yanında oturuyor olmasaydım, evet hayal etmek mümkün olabilirdi daha geç olmadan.Ama onun şarabından yudumluyordum;çakmağıyla açmaya çabaladığı plastik mantarlı şarap şişesinden..Hava ayaz, hatta buz gibiydi..Ama artık hikayenin sonuna gelmiştik.Aşk yoktu, ilişki, sadakat, alış-veriş, sevişmek, sarılmak..Hepsi konusunda anlaşmıştık olmamalarına dair.Aramızda hiçbir şey olmayacaktı artık.Sadece bu gece son bir kez daha güneşi doğuracaktık birlikte;üçüncü basamağın efendisi olarak karşıdaki iki adama sigara verecektik ve o soğukta donsak da birbirimize sarılmayacaktık.Çünkü biz artık yoktuk…
Hiç sormadığım sorular vardı ona. Nedenlerini, niçinlerini bugün bile merak etmediğim sorular.Sorsam yanıtlar mıydı,onu da bilmiyordum.Ben soru sormaktan hoşlanmıyordum, o da soru sorulmasından..Zaten tüm o sorulardan kaçtığı için benim yanımda değil miydi-ya da ben onun yanında-..
..gözleri çok canlıydı o gece.Dört saat sonra güneşle birlikte büyünün bozulup, basamakların balkabağına;benim dilenci kıza, kendisinin kurbağaya dönüşeceğini çok iyi biliyordu.Buna rağmen garip bir ışıltı vardı gözbebeklerinde.Sanki güneşle birlikte başka bir şey de gelecekti; ayrılığımız dışında.beklediğimiz neydi; ikimiz de biliyorduk sanki..
Beni o yüzden seviyordu belki;onunla beklediğim için, onu dinlediğim için..Yorganımın altında,sıcacık uyumaktansa onunla bu basamakta günü beklediğim için..
Evet, günü bekliyorduk..Yanmasını;yanarak bizi ısıtmasını..
Bekçi
düdükleri ile yerimizden sıçradığımızda gün ağarmaktaydı..Karşıdaki iki çiroz
adamın horultuları geliyordu basamaklardan..
"En iyisi şimdi " dedi;"şehir uyanmamışken..En iyisi şimdi ayrılmak; henüz ne olduğunu anlamadan,uykusuzluğun sersemliği ile..günü karşılarken."
"En iyisi şimdi " dedi;"şehir uyanmamışken..En iyisi şimdi ayrılmak; henüz ne olduğunu anlamadan,uykusuzluğun sersemliği ile..günü karşılarken."
Derin
bir uyku ile unutur insan her şeyi, her bir şeyleri..En iyisi olacak ne varsa olsun uykudayken..

çok güzel, özlemişim yazılarını...
YanıtlaSilyazdığını tekrar tekrar okudukça , aslında neler yazmış olduğunu anlıyorsun; ki yazarken bunun pek farkında olmuyorsun.Okumak mı güzel , yazmak mı; bilemedim...
Sil