İçimde kemirgenler dolaşırken;ben hala
yüzüne bakıp gülümseyebiliyorum..İçime bakmadan;sana içimi
göstermeden..Binlerce fak kurdum içimdeki her bir kemirgen için;ucunda
peyniriyle kapanmayı bekleyen bir sürü kapan..Av mevsimi çoktan geçti,içimdeki
sular bile çürüdü..Binlerce kemirgen;dolanıyor içimde ,tilki misali kuyrukları
birbirine değmeden..
ve sen bunların farkında olmadan her gün
boyunca ve bitiminde bana enerji veriyorsun;soluksuz kaldıgım anları
kurtarıyorsun..Cankurtaran misali ..Farkında mısın;gözlerindeki ışıltıyı
avlamaya çalışıyorum nicedir,içimdeki kapanları bahane ederek..Sadece senin
ışıltının olmasını istediğimden belki;belki yalnızlığımın kıskançlığıdır tüm
bunlar..Sen gelince yalnız olmadıgını anlayan yalnızlığımın.Tüm işkence
kapılarını kapattım yüzüne çünkü onun;artık çıkışı yok.Seninle vakit
geçirecek;benimle eğlenecek..Eğlenmenin işkencesini hissediyor tüm
kalabalıklığıyla içinde..Şimdi o çok mutsuz.Kendi olmaktan çıktı artık;o bir
yalnızlık değil..
O bir
kalabalık..Gürültü,şamata,müzik,pembe kıyafetler,mavi tütüler içinde dansedip
zıplayan,mini etekleriyle uzun bacaklarını sergileyen,yeni yetme serserilerin
kalp çarpıntısı artık o..Denize dökülen gürültüsüne aldırmadan;çevreye
dağıttığı sözde mutlulukların hesabı kendisine sorulmadan..
Cızırtılarını hoş karşılıyorum artık
çatlak sesinin.Dikkatimi dağıtıp;tutunmamı engellediği tüm dalları kesmiş olsa
da ;filizlenen her yeni günüm için çaba harcıyorum artık..
Öldürdüm onu;faklarımın kapıları kapandı
bir bir;şak! şak! alkış koptu içimde;binlerce kemirgeni hapsettim daha da
derinlere..
Şimdi onları açık sulara bırakıp
kurtulmak gerek içimdeki yaralardan..
Onu da ben yaparım;dokunuşlarının
sihirinde deva bulacagımı bildiğim o düş ülkemde..
Eski bir tarih// hatırlamıyorum

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder