Hayat bir yerlerde birikmeye devam ederken; dolup da
taşmadan önce farkedebilsek bari..Şimdilik
kontrol altında ama kısa bir süre sonra damlalar hızlanacak ve o dolma
süreciyle taşma anının kesiştiği noktayı iyi kontrol etmek gerekecek..
Aksi halde “La
Boum” yeniden ..
Ama hep kontrol hep kontrol nereye kadar…Şöyle bırakıversek
hayatı aksa gitse kendiliğinden hallolsa her şey..Eh az kaldı ipin kopmasına.Bu
kadar gerginliğe lastik olsa dayanmaz; ki kopan lastiğin vereceği acı çok daha etkili
olacaktır.Bu benzetme de yıllardır dilimde her aklıma geldiğinde yazıyorum bir
yerlere; uysa da uymasa da ..l
Lastik acıtır; gerçeğe uyan tek şey bu sanırım.
Şimdi, hafta sonlarının artık hafta sonluktan çıktığı bir
tempo ve enerji yumağı içinde geçip gitmekte olan hayatımızın neresindeyiz? Bir
Godard filminden fırlamış gibi konvoy halinde beklemekteyiz sanki yolun
açılmasını .Bir tıkanıklık, bir sıkışmışlık.. Herkes isyanlarda, dizi dizi
arabalar ; ardısıra yol açılsın diye beklemedeyiz. Neymiş de bir hafta sonumuz –hatta
bir Pazarımız-varmış…Weekendler Weekend
olalı Godard filminde bile bu kadar zulüm görmemiştir.. Filmdeki Weekend in tek farkı upuzun sürmesiydi benimkine nazaran,
bitmek bilmemesiydi.
Godard izlemek istiyorum yine kanepemde yayıla yayıla..Sonra ,Gatlifle, coşkulu yaşamlar olduğunu anımsamak. Plaktan gelen
cızırtılı minör tonlarla Mungan okumak.. Uzun soluklu okumalar yapıp, romanlara
gömülmek. Sıcacık ıhlamurun yanında madlen çikolatayla Proust’a eşlik etmek. …
….
Kış geliyor, kapıda; bu Pazar soğuklar geliyor dedi hava
durumu. Gelsin; beni endişelere düşürüp korkutan o kar beyazlığı , o pus yok ya havada.. Gelsin
varsın buna da kış densin; Nisan’da yeni depresyonlara gebe bir kışı da
elimizde örgümüz, dizimizde kediciğimiz, sımsıcak sohbetimizle yaşar gideriz..
Sağlık
olsun yeter ki.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder