.. hiç bir şey düşünmeden, hiç bir sorgulama yapmadan, adımlarımın tadını çıkardım.Ağaçlardan yağmur damlaları gibi süzülen yaprakları, o tuhaf sonbahar renklerini,şehrin keşmekeşliğini, yıllar gittikçe ne kadar kötüye doğru gittiğini..vs..vs..durup izledim.Her kestirme yolu, her parkı, her bankı aynıydı, aynı ses tonuyla ama biraz daha yorgun seslendi bana;
"ben seni hiç unutmadım.."
Ayrılıklar nerede başlar?
Sıkıldığınızda sevdiğinizden; "hadi benden bu kadar" diyerek önünüzdeki-en az-otuz yılı geçirebileceğiniz başka saç renkleri mi ararsınız.
Verilmiş tüm sözlerinizi unutup " hadi benden bu kadar " diyerek yine ; istemediğiniz bir hayat yaşadığınıza ancak yedi yıl sonra mı basar kafanız?
İnsan değişir elbet; canı yanar, can yakar bilmeden belki..Yaraları olur; tutulmamış sözleri, ulaştığı hedefleri, hayalleri..Kazandığı bol bol paraları..
Değişim şart, Değişim ilk öğrendiğimiz şey; Kafka'dan öğrenmiş olmamız bizim şanssızlığımız, o ayrı.
Telafisi güç bir ruh haliyle geldiğimiz şu yaşlar ;
"başımıza gelen bütün bu şeyler dünyada olmamaktan daha iyi "
diyerek avunduğumuz günlere gebe..Duvarlarımızı az da olsa aralayıp; bir süre daha bu dünyada idare ederiz gibi gelse de çok vaktimiz kalmadığı aşikar..
Kayıp zamanımızın izinden gitmenin bir anlamı kaldı mı artık; pek emin değilim..Kaybolması muhtemel zamanı korumayı denemeli bu sefer; sorgulamadan, çok plan yapmadan, çok da tedbiri elden bırakmadan yine de ..
..yepyeni bir kırk yıl olmasa da önümüzde, otuz yıla pazarlık etmeye hazırım seninle hayat.
Zarları atıyorum; hafta sonu attığım adımların peşinden..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder