Daha önce hafta sonlarım bu kadar değerli miydi; bilmiyorum.
Sahip olduklarını elinde tutamadığını anladığında sanırım asıl üzüntüyü ve
kaybetmişliği yaşıyor insan.Elindeyken, sahipken ve gerçekten tadını çıkarıyorken birden "yok" denmesi ..
Varlığı bile anlayamamış, kabul edememişken; yokluğa bir anlam yüklemeniz isteniyor sizden.. Zor tabii, yok olduğuna inanmak.
Hafta sonlarım da böyle oldu; artık yoklar.Pazar günlerim çoğunlukla uykuda ve serin deniz kenarında rutin yürüyüşlerde kaybolmuş gidiyor uzun zamandır.Cumartesilerim zaten çoktan beri yoktular..Bir ara sanki var gibi oldular; sonrası kontrolden çıkmış bir halde; harala gürele derken şimdi bu saatte, körfezin iyice içine kapattığı bir kıyı şehrinde,saçma sapan bir konteynerda yaz babam yaz..Kafayı uçurmadan az önceki ruh hali içinde ,soğumuş kalmış fincanımdaki çaya üzgün gözlerle bakıyorum.
Sıcak,sucuklu yumurtalı bir kahvaltı için ne kadar süre daha bu psikolojiyi taşımak gerekir bilmiyorum.Sabretmem gereken ikinci bir dönem bu hayatımda.En son sabrımın ardından yedi yıllık bir dilim kaybolup gitmiş hayatımdan.Bir yedi yıla daha hazır mıyım; kaybetmeye? ..Yola kaybetmek üzere çıkmadım hiç bir zaman evet; ama ya kazanamazsam kaygısı..Hep içinde insanın; bir şüphe; kendine güvensizlikten çok.
gidenlerin ardından yola bakma durağındayız.Kriz yönetimini iyi yapıyorum hayatımda ancak; keşke krize gelene kadar riski de yönetebilsem..Onu da öğreneceğim sanırım bu yaş itibariyle.
Green Grass..Tom Waits den sonra Gibelle nin sesi çok çok naif ve huzur verici.Kulaklıklar da olmasa; nasıl yaratılır bu sessizlik yağmurlu bir Cumartesi sabahında; hiç bilmiyorum.
şimdilik rölantide gitme vakti..Etliye sütlüye dokunmadan; insanların hırs ve egolarına bulaşmadan,serin kanlılığımı bozmadan..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder