17 Şubat 2016 Çarşamba

sordum; büyücü değilmiş kendisi

Belli ki şehre bir film gelmişti o akşam.. Açık hava sinemasının uzağından geçip yola devam ettik.. Birlikte izleyeceğimiz daha nice film olsa da acelemiz  olmadığını o da biliyordu. Dümeni çevirmeden dümdüz devam etti. Rüzgar, tüm dikkatleri üzerinde toplamış,   “bana dikkat ediniz” der gibiydi. Dümeni biraz daha sıkı kavrayarak ve  heyecanını saklayamadan “korkuyor musun” dedi..
Rüzgardan sersemlememiş ve son iki saatimizi sohbet ederek geçirmemiş gibiydik sanki. Bir o kadar yabancı; bir o kadar da güven veren, bildik biriydi ki benim için. Biliyordum; yolun sonuna geldiğimde ve yolun sonuna gelene kadar beni defalarca , kim bilir kaç kez, kaç kere, an an şaşırtacaktı. Teknenin sallanması, aşmaya çalıştığımız dalgalar , gecenin renkleri ve ertesi günlerdeki yalnızlıklarımız.. hiçbiri umurumda değildi.. Sadece “Hayır korkmuyorum” diyebildim.

Korkmuyordum gerçekten de. Rüzgara döndüm yüzümü; artık gücünü kaybetmeye başlamıştı. Dümeni bırakıp yanıma geldiğinde, dalgaların sakinleşmesini izliyordum. Rüzgardan aldıkları gücü tüketmek üzereydiler.

“ yavaş yavaş sakinleştiler” dedim denizi işaret ederek.

 “Bakma sen onlara; bildikleri bir şey vardır ki durmuşlardır.. Yoksa içten içe köpürüyorlardır bize çaktırmadan.” diyerek , usulca , yüzüme yapışmış tuzları temizledi parmaklarının ucuyla…

Şişenin içine sığdırdığımız sohbetimizle devam etti rotamız. Bir dahaki gün doğumunda buluşmak üzere, birlikte gidebileceğimiz upuzun yolların sözlerini vermeden ayrıldık belki de. Ayrıldık mı yoksa henüz mü bir araya geliyorduk ; hiç sorgulamadık ..Belki de  tadına doyamayacağımız; eşsiz  bir döngüyü başlatmıştık bile farkında olmadan o gece.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder