" Yosunlarını toplarken içinden,
hiç direnmeden baktın öylece yüzüme
sadece,
sensiz nasıl yaşayacaklarını sorar gibiydi gözlerin.."
Mayıs '00// Ankara
...............
Yemyeşil gözlerinin ardından beyaza boyalı evler göründü. Sonra
da bildik bir rüzgar,yüzüme vurdu.Ege’den bir yer olmalıydı burası.Hissettim.Oysa
sinemada rüzgarı hissedemezsin.Kokuyu…Avludaki divan ve örtüsü,tarlalar,keklikler..Tarlalar
yeşildi, Cemal’in gözleri gibi.Gözyaşı kırmızıydı,gökyüzü mavi.Kıpkırmızı
yazılı ismiyle film başlamıştı sonunda.Şans yanımızdaydı ki bilet
bulabilmiştik.Bir şeyi çok istersem olmuyor; bunu anladım, uzun süredir böyle
bu. “Doğru şeyi mi istemiyorum acaba ?” diye düşünürken, eşyalarımı toplarken
buldum kendimi. O eşya yığınının arasından
çıkıp da izleyici koltuğunda oturuyor olmak da ayrı bir imkansızdı benim için. Ama
filmde imkansız yoktu. Yönetmenin hınzır gülümsemesi, filmin her yerindeydi. Her
şeyin sebebi vardı ve doğru yerdeydiler. Gülmek için yaratılmış gözlerdeki
yaşlar haricinde her şey yerli
yerindeydi. “Heroes” dedi arkadaşım. “Projeyi bana anlattığında bu dizi var
mıydı ?” Koca yönetmen kopya mı çekecek acaba fikri?Belli, adamın yıllardır
biriktirdiği projesi bu.Uğraşmış filmle.. “ Ama ben senarist gözüyle bakarsam…”
Arkadaşım konuştu, konuştu ..Taksim’e kadar onu dinledim mi
hatırlamıyorum.Duraklar boyunca düşündüm sadece.Acaba hangi süper güce sahip
olmak isterdim.Hangisi en çok işime yarardı.Şu an uçsam, gitsem sevdiklerimin
yanına..Siyah-beyaz bir filme dahil olsam.Sin City çok kanlı olduğu için
siyah-beyazdı. Jarmusch, siyahı kahveye, beyazı sigaraya göndermişti…Beyaz saçı
ve siyah kıyafetiyle siyah-beyazın yakıştığı bir yönetmendi.Eskiliğinden,nostaljisinden
değil, filmlerdeki renkleri göstermenin en güzel yolu bence;kontras..İşin
tekniğinden anlamam, masum bir izleyiciyim.Karakterlerle özdeşleşmek benim
görevim.Ege’ye gittim mi,denizsiz, iç kısımlarına..Ölümü kekliklerde gördüm
mü..Bok kokusunu duydum mu, kusmuklardan midem bulandı mı ..Ölmek istedim
mi..Ya yakıp yıkmak, kesmek,parçalamak her şeyi..Bana şiir okuyan bir kocam
olsun istedim mi..Gözlerimdeki yaşları toplayarak çıktım salondan.Onlar gülmek
için yaratılmışlar, kim yarattıysa!Çok güldürdü film beni; ağlamama izin
vermeyecek kadar güçlüydü..
“mutlu mu sonu” diye sordu arkadaşım.Sonu için sır veremem; ama beni sorarsanız mutluyum zamanı
durdurmayı öğrendiğimden beri..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder