30 Mayıs 2013 Perşembe

Endişe




" Yosunlarını toplarken içinden,
   hiç direnmeden baktın öylece yüzüme
   sadece,
    sensiz nasıl yaşayacaklarını sorar gibiydi gözlerin.." 
                                                  Mayıs '00// Ankara


...............

Yemyeşil gözlerinin ardından beyaza boyalı evler göründü. Sonra da bildik bir rüzgar,yüzüme vurdu.Ege’den bir yer olmalıydı burası.Hissettim.Oysa sinemada rüzgarı hissedemezsin.Kokuyu…Avludaki divan ve örtüsü,tarlalar,keklikler..Tarlalar yeşildi, Cemal’in gözleri gibi.Gözyaşı kırmızıydı,gökyüzü mavi.Kıpkırmızı yazılı ismiyle film başlamıştı sonunda.Şans yanımızdaydı ki bilet bulabilmiştik.Bir şeyi çok istersem olmuyor; bunu anladım, uzun süredir böyle bu. “Doğru şeyi mi istemiyorum acaba ?” diye düşünürken, eşyalarımı toplarken buldum kendimi. O eşya yığınının  arasından çıkıp da izleyici koltuğunda oturuyor olmak da ayrı bir imkansızdı benim için. Ama filmde imkansız yoktu. Yönetmenin hınzır gülümsemesi, filmin her yerindeydi. Her şeyin sebebi vardı ve doğru yerdeydiler. Gülmek için yaratılmış gözlerdeki yaşlar haricinde her şey  yerli yerindeydi. “Heroes” dedi arkadaşım. “Projeyi bana anlattığında bu dizi var mıydı ?” Koca yönetmen kopya mı çekecek acaba fikri?Belli, adamın yıllardır biriktirdiği projesi bu.Uğraşmış filmle..                                       “ Ama ben  senarist gözüyle bakarsam…”
Arkadaşım konuştu, konuştu ..Taksim’e kadar onu dinledim mi hatırlamıyorum.Duraklar boyunca düşündüm sadece.Acaba hangi süper güce sahip olmak isterdim.Hangisi en çok işime yarardı.Şu an uçsam, gitsem sevdiklerimin yanına..Siyah-beyaz bir filme dahil olsam.Sin City çok kanlı olduğu için siyah-beyazdı. Jarmusch, siyahı kahveye, beyazı sigaraya göndermişti…Beyaz saçı ve siyah kıyafetiyle siyah-beyazın yakıştığı bir yönetmendi.Eskiliğinden,nostaljisinden değil, filmlerdeki renkleri göstermenin en güzel yolu bence;kontras..İşin tekniğinden anlamam, masum bir izleyiciyim.Karakterlerle özdeşleşmek benim görevim.Ege’ye gittim mi,denizsiz, iç kısımlarına..Ölümü kekliklerde gördüm mü..Bok kokusunu duydum mu, kusmuklardan midem bulandı mı ..Ölmek istedim mi..Ya yakıp yıkmak, kesmek,parçalamak her şeyi..Bana şiir okuyan bir kocam olsun istedim mi..Gözlerimdeki yaşları toplayarak çıktım salondan.Onlar gülmek için yaratılmışlar, kim yarattıysa!Çok güldürdü film beni; ağlamama izin vermeyecek kadar güçlüydü..
“mutlu mu sonu” diye sordu arkadaşım.Sonu için  sır veremem; ama beni sorarsanız mutluyum zamanı durdurmayı öğrendiğimden beri..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder