1 Ekim 2013 Salı

bu şehre bulutlar indiği zaman



Güneşin gözünün içine içine bakabildiğimiz tek zaman dilimi belki de gün batımları.Bir de doğumları var; genelde onlara yetişemiyorum.Hep uyanıyorum sabah altı sularında,pencereyi açıyorum;dışarıda enfes bir hava…içim ürperiyor sabah serinliğinden, sonra titreyerek yatağa geri dönüyorum.Bir saat daha uyuyacak olmamın keyfini sürüyorum. Ama bir sabah uyanıp kendimi bırakacağım gün doğumuna ve çıkıp dışarıya ,fotoğraf çekeceğim. Alacakaranlıkta, henüz gün doğmadan ışığı yakalayacağım. Bunu gerçekten yapabildiğim gün; elimdeki fotoğraf makinesi artık tamamen bana ait olacak.ve onunla mutlu olacağım.

Üç gün, hafta sonunda; FilmEkimi var şehirde. Sevdiğim yönetmenlerin, seveceğimi bildiğim filmleri var gösterimlerde. Pazarımı ayıracağım. Jarmusch’un filmi kaçacak; işteyim…Üzüleceğim. Bakalım; güzel olacak ;bol filmli, dinlendirici ve  kendimle bir hafta sonu olacak.
Oysa   ben yine  de o sevmediğim Pazarları şimdi nasıl yaşıyorum bir bilsen…Tüm iç daraltıcı bulutlara rağmen sabahın erkeninde atıp kendimi evden dışarı, dopdolu yaşamak istiyorum o kasvetli Pazarı. Mümkün mü; bilmem ki; hele bir Pazar olsun da…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder