22 Kasım 2013 Cuma

kuşlar çinko damı gagalarken



Durup da bir bakma zamanı. Neredesin. Yüksek bir  yerden kendine bakmak; açısı önemli değil şimdilik. Nasıl görünüyor, nereye yönlenmişsin. Yanlış yönde değilsin, günebakan telaşın yok bu sefer farkındayım. Ama bunu senin de farketmen  gerekiyor. Sadece, azıcık dikkat. Dışarıdaki rüzgar, yağmur ya da koşuşturan bulutlar aklını karıştırmasın. Onlar hep orada olacaklar. Zaten şimdiye kadar da oradaydılar, onların farkındaydın biliyorsun. Fırtınanın söktüğü keçiboynuzu ağacını gördüğünde de , uçuşan çatılarda da , denizin kendini ve dalgalarını aşıp çıktığı kaldırımlarda da bunu biliyordun. Sadece biraz zaman gerekiyordu her şey için. Doğru ya da yanlış değil, bir miktar zaman. Kırdığın kalpler için özür dileme fırsatı belki, birazcık nadas iyi gelir insana, yapabilirsen. Çinko saçağa düşen yağmur taneleri  ne güzel ses çıkarıyor değil mi…İşte bu minör tonlarda kaldı geçmişin...Temize çekmeye falan da çalışmayasın, bırak orada kalsın çiçekli badem ağaçları, tütünün dumanı…şarabın kırmızısı. Geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı ustanın da dediği gibi.

Şimdi ışığı yakalama zamanı.Bu hepsinden zor, hepsinden ciddi. Hele ki  bir yakalarsak; mücadelene  pekala değecek;sonra yüzünü yanan güne çevireceksin tüm sıcaklığıyla; penceredeki yağmura dil çıkararak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder