“Bir renk söyler misin bana” diye sordum.
“Mavi” dedi
sormaz olaydım…
…….
Bir kez daha patlar mıyım acaba. La Boum! Big Bang…Büyük
patlama sonrası oluşan bu evren, dünya ve sayısını bilmediğimiz kadar çok
gezegen, yıldız, güneş sistemi…Hiç birinin varlığına –ve yokluğuna- basmayan şu
kafamı alıp yine gezmelere mi çıkarmalı bilmem ki.Ya da yine dolaba mı kapatmalı. Dışarısı soğuk, dağlara kar
gelmiş diyorlar. Umarım daha yakına gelmez o pamuk gibi görünüp gözü kör eden
beyazlık. Zamanında kapatmalıydım gözlerimi söz dinleyip.
Aralık Ayı bu sefer aralık kalmadan gelip geçiyor
üzerimizden. Tüm ağırlığı ve yoğunluğuyla. İş mi, ha evet, iş yoğunluğu hep
vardı hayatımda. Yıl sonu zor aylardan oluşur; yıl başı ise daha zordur. Beklenmeyen
bir ağırlığı var bu sene Aralık’ın. Ama taşınmayacak kadar değil farkındayım.
Sancılı doğumlara denk geldim hep. Uğraş, didin dur; ama
sonucunu alınca nasıl bir mutluluk, rahatlama…Spazmlar elbet çözülüyor, insan
rahata erişiyor. Peki ya sonrası? Amaçsız kalmanın, rahatlamanın rehaveti ya da
kendine gelip “neler olmuş burada” diyen şaşkınlığın. Durup da bir bakma anına
geliniyor işte o noktada, şimdi ne olacak. Bir şey olacağı yok aslında, sadece
beklentilerin seni telaşa sokuyor, önünü görememek korkutuyor. Oysa önün
apaçık, sadece konsantrasyonunu bozma yeniden ucunu yakaladığın şu hayatına
karşı.
Kafamın içinde bir
yığın var ama yığının içinde neler var, ne diyorlar, nasıl görünüyorlar hiç
bilmiyorum. Galiba buna kafa karışıklığı deniyor; içinden çıkamadığımız.
Ey 2013 lütfen son düzlükte bir gol daha atmadan bana, çık
git hayatımdan... “Tek yıllar hep canıma okumuştur ama ardından gelen çift yıllar
hep güzel olmuştur” avuntusuyla bekliyorum
kapıdan çıkıp gitmeni. Vedaları hiç sevmem bilirsin,ama bu sefer, yepyeni bir
yılı -tüm sadeliğiyle- kadrajıma alarak, güzelce uğurlayacağım seni…
Haberin
ola!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder