11 Aralık 2013 Çarşamba

La Boum 2




“Bir renk söyler misin bana” diye sordum.

“Mavi” dedi

sormaz olaydım…

…….

Bir kez daha patlar mıyım acaba. La Boum! Big Bang…Büyük patlama sonrası oluşan bu evren, dünya ve sayısını bilmediğimiz kadar çok gezegen, yıldız, güneş sistemi…Hiç birinin varlığına –ve yokluğuna- basmayan şu kafamı alıp yine gezmelere mi çıkarmalı bilmem ki.Ya da yine dolaba mı kapatmalı. Dışarısı soğuk, dağlara kar gelmiş diyorlar. Umarım daha yakına gelmez o pamuk gibi görünüp gözü kör eden beyazlık. Zamanında kapatmalıydım gözlerimi söz dinleyip.

Aralık Ayı bu sefer aralık kalmadan gelip geçiyor üzerimizden. Tüm ağırlığı ve yoğunluğuyla. İş mi, ha evet, iş yoğunluğu hep vardı hayatımda. Yıl sonu zor aylardan oluşur; yıl başı ise daha zordur. Beklenmeyen bir ağırlığı var bu sene Aralık’ın. Ama taşınmayacak kadar değil farkındayım.
Sancılı doğumlara denk geldim hep. Uğraş, didin dur; ama sonucunu alınca nasıl bir mutluluk, rahatlama…Spazmlar elbet çözülüyor, insan rahata erişiyor. Peki ya sonrası? Amaçsız kalmanın, rahatlamanın rehaveti ya da kendine gelip “neler olmuş burada” diyen şaşkınlığın. Durup da bir bakma anına geliniyor işte o noktada, şimdi ne olacak. Bir şey olacağı yok aslında, sadece beklentilerin seni telaşa sokuyor, önünü görememek korkutuyor. Oysa önün apaçık, sadece konsantrasyonunu bozma yeniden ucunu yakaladığın şu hayatına karşı.

 Kafamın içinde bir yığın var ama yığının içinde neler var, ne diyorlar, nasıl görünüyorlar hiç bilmiyorum. Galiba buna kafa karışıklığı deniyor; içinden çıkamadığımız.

Ey 2013 lütfen son düzlükte bir gol daha atmadan bana, çık git hayatımdan... “Tek yıllar hep canıma okumuştur ama ardından gelen çift yıllar hep güzel olmuştur” avuntusuyla  bekliyorum kapıdan çıkıp gitmeni. Vedaları hiç sevmem bilirsin,ama bu sefer, yepyeni bir yılı -tüm sadeliğiyle- kadrajıma alarak, güzelce uğurlayacağım seni…

Haberin ola!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder