2 Şubat 2014 Pazar

İlham verenleriniz çok olsun abiler !



 Gözlerimi kapattığında orada olduğunu biliyordum. Hiç düşünmeden attım adımımı. Önce tuhaf geldi karanlıkta olmak, önümü görememek. Ama az sonra  geçen ışığı yakaladığımda yol aydınlanacak, bulutlar yoğunlaşıp, pusla birlikte çiy olarak inecekler  gökyüzünden…biliyorum.

Ellerini gözlerimden çektiğin zaman, tam anlamıyla göreceğim ; seni, kıvrılarak dağa çıkan patika yolları, günün yanmasını… Tozu dumana katarak uzaklara yol almış at arabalarını, pür dikkat nöbete yatmış çoban köpeğini...Sürünün arasından boynuzunu uzatmış meraklı koçun bakışlarını bile. Gözümün alabildiği ne varsa göreceğim; şimdiye kadar göremediğim.

Tozun kokusu burnumda, tezek kokularına eklenerek rüzgarla birlikte dağılıyor. Kekik kokuyor sonra, uzaklarda bir dağ düşlüyorum, eteklerinden yuvarlandığımız belki…Kokuyu takip ediyorum; iyot kokuyor bu sefer; kimi zaman denize çıkaracak yolumuzu kimi zaman dağlara biliyorum.Ne diyordu şair, eskilerden ; “…geçse de yolumuz bozkırlardan, denizlere çıkar sokaklar…”  
Yenilendik mi hayatta, yenildik mi ;muhasebesini yapmayı çoktan bıraktık. Gözlerimin açılmasını bekliyorum şimdi. Biliyorum, tren yolları boyunca alıp başımı gidemeyeceğim. Sürünün pusuna karışıp dörtnala uzanamayacağım dağ yollarına. Benimkisi gözkapaklarımın ardından bir bakış işte çıplak bir fotoğrafa; karanlıktan aydınlığa…

Hala oradasın biliyorum. Bozkırın ortasındayız. Ses yok, hareket yok. Donuk bir sabahı karşılıyoruz. Boz renk tüm hakimiyetiyle karşımızda. Ne siyah var, ne beyaz var; her şey gri bir toprağın gökyüzüne yansıması artık. Gözlerimse karanlık, ışığı yakalayamadı. Bastırdığın gözkapaklarımda ise hala parmaklarının ağırlığı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder