Artık gökyüzünde iz bırakarak giden uçaklara bakmıyorum. Gidenlerin ardından el
sallamıyorum.Vedaları sevmediğimi söylediğimde bana hak veren kaç kişi gördüm
şimdiye kadar;çok az.Gereksiz uğurlamalar,veda sözleri,gözyaşları…Kimse gideni
düşünmez; boğazdaki düğümler görünmez, son birkaç sözcük kaybolur gider telaş
içinde yutkunarak.
Kal sağlıcakla der kapatırsın belki telefonu ya da “gelmek
ister misin” derken gittiğin yere davet ederken, veda vaktini öteleyeceğini
sanırsın bir çaylak gibi.Sanki bu işleri bilmiyormuş, vedaların
ertelenmeyeceğini öğrenmemiş gibi…
Sonra da o uçağın varıp varmadığını, düşüp düşmediğini,
kaçta nerede olacağını falanı filanı merak eder durursun gün boyu.Gereksiz
endişelerini bir kenara bırakıp, veda öncesinde geçen keyifli birkaç saati
düşünmek gelir sonra aklına. Sohbetini ne kadar özlediğini, bir daha kim bilir
ne zaman onu dinleyebileceğini düşünürsün. Sonrasında zaman geçer gider, gün
biter, aradaki saat farkları katlanarak çoğalır ve uçaklar kaçıncı seferinde
olduklarını unutana dek uçar giderler gökyüzünde…
Sen hala yılların nasıl uçup gitmiş olduğunu düşünür durursun yerçekiminin
her zaman kazandığı bu evrende.Yeni bir bing bang beklersin belki, yeni bir
dünya,yeni bir evren.Küçücük bir patlama,kırılma ya da bir çatlak bulmaya
çalışırsın şansın varsa belki bulursun hatta…Forforlu çubuklar gibi ortasından
kırarak ışıl ışıl yaparsın her yeri; kırmızı,sarı,yeşil…Lamba yanar, yaşlı
birisi geçmeye çalışır geçitten;kadın mı erkek mi bilemezsin;, hiçbir zaman yüzü görünmez.Merak eder
durursun..Bir dahaki kırılmaya kadar, bir dahaki ışığa kadar , aldığın fosforla
yetinir gidersin;bir dahaki uzuun tatile kadar.
Bir sıcaklık içinde, o çocuksu bakışlarını kaybetmemiş,
gülen gözlere bir kez daha bakmak istersin veda vakti gelmeden önce; hemen
önce.Ama sevmezsin vedaları; sana anlatırken gezdiği yerleri, gözlerinin içine
bakarsın ; öyle hatırlamak için ertesi gün düşündüğünde, “haydi yarın görüşürüz”
der gibi ayrılırsın sonra ,pazarlık bile yapmadan kendini taksinin birine
atarsın…Pazarlık :)
yapamadan belki de.Gidememekten korkarak, adımını atmışken , beklemeden.
Vardığında soğuk çökmüştür şehre, ama yine de en soğuğu
değildir anlatılanların yanında.Gülümseyerek uykuya bırakırsın kendini, fondaki
müzik umurunda değildir artık;yazdıkların,okudukların…geçen yıllara
hayıflanırsın azıcık, uzaklarda olanlara söylenirsin çok uzakta oldukları için…işte,
sonrası iyilik güzelliktir yine.Eski eskidir, adı üzerinde;yeni yapmaya
çalışmazsın hiçbir zaman;onu olduğu gibi yıllarca koruduğun için kendine
teşekkür eder, olmayan başucu lambanı söndürüp , ertesi günkü mide ağrını
düşünerek uykuya dalar gidersin;rüyanda göreceğin talcidleri hiç hesaba
katmadan hem de…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder