5 Şubat 2014 Çarşamba

kimdi giden, kimdi kalan...



Artık gökyüzünde iz bırakarak giden  uçaklara bakmıyorum. Gidenlerin ardından el sallamıyorum.Vedaları sevmediğimi söylediğimde bana hak veren kaç kişi gördüm şimdiye kadar;çok az.Gereksiz uğurlamalar,veda sözleri,gözyaşları…Kimse gideni düşünmez; boğazdaki düğümler görünmez, son birkaç sözcük kaybolur gider telaş içinde yutkunarak.

Kal sağlıcakla der kapatırsın belki telefonu ya da “gelmek ister misin” derken gittiğin yere davet ederken, veda vaktini öteleyeceğini sanırsın bir çaylak gibi.Sanki bu işleri bilmiyormuş, vedaların ertelenmeyeceğini öğrenmemiş gibi…
Sonra da o uçağın varıp varmadığını, düşüp düşmediğini, kaçta nerede olacağını falanı filanı merak eder durursun gün boyu.Gereksiz endişelerini bir kenara bırakıp, veda öncesinde geçen keyifli birkaç saati düşünmek gelir sonra aklına. Sohbetini ne kadar özlediğini, bir daha kim bilir ne zaman onu dinleyebileceğini düşünürsün. Sonrasında zaman geçer gider, gün biter, aradaki saat farkları katlanarak çoğalır ve uçaklar kaçıncı seferinde olduklarını unutana dek uçar giderler gökyüzünde…

Sen hala yılların nasıl uçup  gitmiş olduğunu düşünür durursun yerçekiminin her zaman kazandığı bu evrende.Yeni bir bing bang beklersin belki, yeni bir dünya,yeni bir evren.Küçücük bir patlama,kırılma ya da bir çatlak bulmaya çalışırsın şansın varsa belki bulursun hatta…Forforlu çubuklar gibi ortasından kırarak ışıl ışıl yaparsın her yeri; kırmızı,sarı,yeşil…Lamba yanar, yaşlı birisi geçmeye çalışır geçitten;kadın mı erkek mi bilemezsin;,  hiçbir zaman yüzü görünmez.Merak eder durursun..Bir dahaki kırılmaya kadar, bir dahaki ışığa kadar , aldığın fosforla yetinir gidersin;bir dahaki uzuun tatile kadar.

Bir sıcaklık içinde, o çocuksu bakışlarını kaybetmemiş, gülen gözlere bir kez daha bakmak istersin veda vakti gelmeden önce; hemen önce.Ama sevmezsin vedaları; sana anlatırken gezdiği yerleri, gözlerinin içine bakarsın ; öyle hatırlamak için ertesi gün düşündüğünde, “haydi yarın görüşürüz” der gibi ayrılırsın sonra ,pazarlık bile yapmadan kendini taksinin birine atarsın…Pazarlık :) yapamadan belki de.Gidememekten korkarak, adımını atmışken , beklemeden.

Vardığında soğuk çökmüştür şehre, ama yine de en soğuğu değildir anlatılanların yanında.Gülümseyerek uykuya bırakırsın kendini, fondaki müzik umurunda değildir artık;yazdıkların,okudukların…geçen yıllara hayıflanırsın azıcık, uzaklarda olanlara söylenirsin çok uzakta oldukları için…işte, sonrası iyilik güzelliktir yine.Eski eskidir, adı üzerinde;yeni yapmaya çalışmazsın hiçbir zaman;onu olduğu gibi yıllarca koruduğun için kendine teşekkür eder, olmayan başucu lambanı söndürüp , ertesi günkü mide ağrını düşünerek uykuya dalar gidersin;rüyanda göreceğin talcidleri hiç hesaba katmadan hem de…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder