Tamam, anladık. Hafızayı sıfırlayamıyoruz öyle filmlerdeki
gibi. En azından normal bir yolu yok unutmanın. Hani öyle bir düğmeye basıp her
şeyi gözden geçirip; bunu atalım, şu anıyı silelim diyemiyoruz…Yoksa
diyebiliyor muyuz; kim bilir…
Star Wars günlükleriyle başladığım yepyeni bir Nisan
sabahında tüm bunları düşünürken kulaklığımdaki frekansta çalmaya başlayan
şarkı, şansını fazla zorladı ama frekansı
değiştirecek kadar değilmiş; haberlerden devam ettim dinlemeye..
Günceli yakalamak ne kadar rahatlattı ; o ayrı .Son
bir haftada ülkede ve dünyada olan biteni şöyle madde madde sıraladı da spiker…Ne
oluyor böyle insanlığa, nereye gidiyoruz, nasıl devam edeceğiz…vs..vs..zaten yanıtını
yıllardır bulamadığım sorular tekrar nüksetti. Ben şarkıma döneyim de
diyemedim. Tren yeraltına girip frekans bir cızırtıya dönüşene kadar dinledim
olan biteni sabırla...
…….
Sesler, yüzler, kokular..görüntüler.. Tetiği öyle bir
çekiyorlar ki; bir anda ne olduğunu anlamıyor insan. Bununla başa çıkmanın
yolları vardır elbet ama bu yepyeni
Nisan sabahımda artık anıların
ağırlığıyla uğraşmak istemiyorum. Oysa o kadar hafifim ki; sadece bitmeyen
raporlarım, sabah erkenden uyandıran saat alarmım ve balkona çıkmaya can atan
sardunyam ile sevgili Nisan yağmurlarını bekliyorum. Taze kahve kokusu ve
buğusu içinde.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder