19 Temmuz 2014 Cumartesi

Günaydın, günaydıııınn..

....

Sabah enerjiyle uyanan insanlara hayranım. Hep onlar gibi olmak istemişimdir. Gözlerini açtıkları andan itibaren  gülümsemeye  başlarlar. Sabah sporlarını yapıp her şeyiyle dört dörtlük bir kahvaltıdan sonra-taze sıkılmış portakal suyu ve omletli falan-,varsa işlerine giderler ki bu insanların iş hayatlarındaki detaylara hiiiç girmeyeceğim. Düzenleri obsesyon mertebesine ulaşmıştır. Her türlü düzensizlik onların çığırdan çıkmasına yeter de artar bile. Günü nasıl bitirirler, evlerine aynı enerjiyle mi dönerler bilemiyorum.

 “Bir gün denemeli” dediğim anda  pilimin nereye kadar yeteceğinden emin olamadığımdan belki de  denemem başlamadan biter. Düzenli bir işi olmayan ayrı bir grup insanlar ise; düzenli işi olanlardan daha derli toplu, tertipli, dakik ve zamanı yöneten özelliktedirler; ki onlar, kendilerine her zaman yapacak bir iş bulur,zamanı doğru yönetir  –zamanı yönetebilmek ulu Tanrım!- bunu keyifle ve dikkatle yapar, sonunda başarıyla da bitirirler…

Hangi tipteyim, tipin burada bir önemi var mıdır? İşkolik, alkolik,zapkolik, melankolik…ha bir de kolik var ki; yeni doğanların canına okur o ağrı da ağlayarak dertlerini anlatabilirler ancak .

Galiba henüz afyonum patlamadı; o yüzden  tüm bu yazdığım ıvır zıvırlar. Afyon patlaması da ayrıca aklımı kurcalayan bir durumdur. Bir kitapta okumuştum; gerçekten ama gerçekten hatırlayamıyorum hangi kitaptı, romandı? Belki birinin bloğunda falan da okumuş olabilirim. Ama İhsan Oktay Anar ‘ın romanlarından birinde okuduğumdan şüpheleniyorum; ki sonu oraya çıkacak gibi geliyor bana. Eskiden çok eskiden; üç aylara-ya da Ramazan’da- girildiğinde ki zaten içki yasağı cabası; keşler, afyonları  paketleyip, ucuna da ip bağlayıp boğazlarından midelerine doğru sarkıtırlarmış…Gün içinde de canları istediğinde ipin ucunu çekip afyon paketinin mideye dağılmasını sağlarlarmış. mış.mış..sonrası kafa güzelliği, serin bir gün  işte..

Böyle bir şeydi.Bu bilgiye nereden sahip oldum, gerçekten böyle bir şey var mıymış, birilerinin hayal gücü mü yoksa ben kendim bizzat mı uyduruyorum bu hikayeyi bilemiyorum. Ama o kadar yaratıcı bir hayal gücüm olduğunu sanmıyorum. Bu bilginin kaynağı İhsan Oktay Anar’a dayanabileceği gibi; Dr.House dan da şüphelenmiyor değilim hani..

Ayfon patlaması yaşamam gereken şu Temmuz günlerinde yine bir gitme isteği; bırakma, yeniden başlama, yeni bir şeyler keşfetme …ne kadar çabuk tüketilirse o kadar az kalıntı bırakır ömür dediğin şey; fazla bekletmemek lazım.


Aslında başka şeylerden bahsetmek için  başlamıştım  yazmaya ; nerelere gelmişiz…Çok açıldık; kıyıya dönme vaktidir..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder